Ukrayna, Sumy ve AGH İzlenimlerim

Ukrayna, Sumy ve AGH İzlenimlerim

Yaklaşık iki aydır Ukrayna’nın Sumy şehrindeyim ve sanırım geriye bakıp da en net hatırlayacağım şeyler ilk üç günüm: Gece yarısı sisler arasında, bozuk yollarda otobüsle Kharkiv’den Sumy’ye ulaşmamız, ertesi gün hiç yorgun değilmişçesine gece kulübünde sabahlamamız, diğer günün sabahı da domestik ruhumuzla evde temizliğe girişmemiz… Sumy, AGH,tümüyle yeni diyebileceğim her şey için hızlı bir başlangıç.

Havanın soğukluğuna rağmen Christmas zamanına denk gelişimiz Sumy'nin bizi daha renkli karşılamasını sağladı.

Ukrayna için akla ilk gelen şeyler malum. Bu yazıda biraz mitlere ve aslında olanlara değineceğim ve çoğunlukla Agh serüvenimde benim için yeni,farklı ve zorlayıcı olan deneyimlerden bahsedeceğim.

İlk aşmanız gereken şey dil bariyeri. Ukrayna’nın doğusunda Rus etkisinden dolayı ağırlıklı olarak Rusça konuşuluyor. Batısı ise tam tersi olarak Ukraynaca konuşuyor hatta olur da Rusça konuşursanız cevap vermeyecek kadar milliyetçi olabiliyorlar. Bizim Sumy şehrimiz kuzeydoğuda kaldığı için bol miktarda Rusça’ya maruz kaldık. Tabi kullanılan alfabe -kiril alfabesi- de bir hayli farklı olduğu için dile adapte olmak bayağı zor. İki aya yakın buradayım ve iletişimimin çoğunu A1 bile denemeyecek Rusçam, bolca jest ve mimiklerle sağlıyorum. İngilizce bilme oranının da çok düşük olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

İkinci olarak biraz bütçe yönetimimizden bahsedeyim. Ukrayna çoğunuzun da bildiği gibi Türkiye’ye göre ucuz bir ülke. Tabi turist olarak geldiyseniz ve birkaç gün kalacaksanız. Ayrıca ithal olarak gelen bütün ürünler Grivna cinsinden de olsa Türkiye’dekiyle yaklaşık aynı fiyatta. Yani Zara’dan alacağınız montta, ya da iphone x’te aradığınızı bulamazsanız şaşırmayın.  Yaşam olarak bakıldığında ise benim açımdan, Türkiye’dekine nazaran çok büyük fark yok. Biz evde yemek yapmayı sevdiğimiz için market ihtiyacımız fazla oluyor ama Kiev ve Lviv gezilerimize yetecak kadar da para ayırmayı  başardık.

Eco Market, Sumy'nin 5M Migrosu gibi. Bir de ATB var, o da Bim gibi daha küçük ve belli şeyleri bulabilirsiniz. ATB'ler 7 gün 24 saat açık oluyor.

Genel hatlara dönmeden önce biraz burada neler yaptığımızı anlatayım. Ben ve benimle gelen arkadaşım kısa dönem gönüllüler olduğumuz için bizden beklenen ağır bir iş yükü yok. Burada okullarda İngilizce öğretmenlerinin koordinatörlüğünde gerçekleşen EuroClub adı verilen etkinlikler var. Gönüllüler olarak biz de bu etkinliklerde yer alıyoruz, öğrenciler ile İngilizce oyunlar organize edip oynuyoruz, kendi ülkemizi ve kültürümüzü tanıtıyoruz. Ayrıca yetimhane, onkoloji üniteleri ve huzur evi ziyaretlerimiz de oluyor. Ve tabii ki şu an yaptığım gibi blog yazıyor, deneyimlerimizi aktarıyoruz. Anlaşılacağı üzere çalışmalarımız esnek ve keyifli geçiyor. Farklı ülkelerden gelen gönüllülerin yanı sıra, farklı organizasyonlardan gelen gönüllülerle de bir arada olma imkanımız oluyor. Bu sayede Ukrayna’nın bu küçük şehrinde doğal olarak uluslararası bir ortam doğmuş oluyor.

EuroClub etkinliğimizden bir kare. Amaç, sunum ve oyunlar aracılığıyla öğrencileri İngilizce düşünmeye ve konuşmaya teşvik etmek.

Kuzey bölgelerin insanları soğuk olur derler. Gelin biz buna mesafeli diyelim. Benim Sumy’de ve diğer Ukrayna şehirlerinde gözlemlediğim şey özet olarak şu: Yardıma ihtiyacınız var ise önce siz talep etmelisiniz. Burada biraz kurallara bize kıyasla daha bağlı olmaktan, biraz da kişisel alana müdahaleden uzak durmaları sebebiyle insanlar çok girişken değil. Sorunuza cevap olarak alternatif çözüm yolları çok fazla duyamazsınız, yanıtlar genelde bellidir, prosedür açık ve nettir. Ben genelde insanları ülkelerine göre kıyaslamayı çok sevmem, bu bahsettiğim bir takım genel gözlemler. Asıl farkı yaratan kişilerin kendi karakteri. Gecenin bir yarısı anlaşamayıp taksiden indirildiğimiz, adres sorduğumuzda sırtını çeviren de oldu, tek kelime İngilizce bilmemesine rağmen benimle karlı yolda yürüyüp gideceğim yere güvenle varmamı sağlayan centilmenler, trende turist olduğumu görüp hiçbir şey bilmediğimi düşünüp yatağımı hazırlayan teyzeler de oldu. Tekrarlıyorum soğuk değil, mesafeli. İtalya’da olduğu gibi coşkulu jestler ve sesler beklemeyin, ama yardım istediğinizde açıkça söylemekten ya da Google Translate kullanmaktan da çekinmeyin. Buradan Google Translate’e şükranlarımı sunmadan da geçemeyeceğim, gerçekten birkaç kere hayat kurtardı.

Gelmeden önce bizi en çok korkutan şey iklimdi, malum Aralık- Ocak ayları kışın en sert geçtiği dönem olarak bilinir. Küresel ısınmaya da şükran sunacak kadar ileri gitmeli miyim bilmiyorum ama neyse ki o sert kış bize henüz uğramadı. Duyduğumuza göre  geçen sene -20, -30 ‘ları gören Sumy bu sene henüz -7’de. Zaten buradaki insanlara Türkiye’den geldiğimi söyleyince en çok duyduğum şey ‘Is it still warm? ‘, ‘Do you have snow there?’ gibi iklim ağırlıklı sorular oluyor. İstanbul’dan sonra en çok bilinen ilimizin de Antalya olmasına şaşırmamak gerek. Havanın genelde kapalı ve çok erken kararması sebebiyle imkanı olanlar güneşe olan hasretlerini Antalya’ya giderek dindiriyorlar. Benim için de en zorlayıcı faktör güneşin yokluğuna alışmak oldu diyebilirim. Hele havaların soğumasıyla nemlendirici kremler en büyük dostum olmaya başladı.

Nüfusun 300.000 civarlarında olduğu sakin, küçük bir şehir Sumy.

Şimdi biraz efsanelere geçelim. Mesela o efsanevi gece hayatına.. Arkadaşlar, gerçekten abartılacak bir şey yok. Hatta üzülerek şunu da söyleyeyim ki gece kulüplerine gidenler Türk erkeklerinden bıkmış durumda. Lviv’de Türk kızları olarak gezdiğimizi görenler şaşırmadan edemedi, çünkü Türklerden en çok gelen grup genelde erkekler oluyormuş. Kulüplerde fazla rahatsızlık vermeleri de, Türk erkeklerini uzak durulması gereken bir grup haline getirmiş.

Ukraynalılar kötü olan ekonomilerine rağmen eğlenmeyi seviyorlar. Özellikle Lviv ve Kiev’de bar ve pub anlamında çok daha geniş alternatif mevcut. Alternatif var, eğlence var ama bana sorarsanız çok şaşaalı değil. Daha çok kendi halinde bir eğlenme anlayışları var.

Ukraynalı kızlara gelecek olursak, genelleme yaparsak güzel olduklarını söyleyebilirim.. En çok dikkatimizi çeken ise yüz bakımından ziyade, maniküre önem vermeleri. İstisnasız her kadında gördüğüm şey tırnakları manikürlü ve bakımlı.Hatta benim Ukrayna’ya alışmamdan sorumlu mentörüm bile ilk buluştuğumuzda konuyu maniküre getirdi. Erkekler için ise yakışıklılık anlamında çok olumlu konuşamayacağım.

Nüfusun çoğunun, özellikle Lviv’in %85’inin kadınlardan oluştuğunu söylerler. Tahmin edeceğiniz gibi bu da sadece bir efsane. Aynı Türk erkekleri birden çok kadınla evlenebiliyor mu sorusu gibi- daha az önce maruz kaldığımdan yazma ihtiyacı hissettim. Kadınlar iş hayatında bayağı aktif, hatta şoförlerin çoğu kadın ama nüfusa vurduğunuzda aşırı bir fark göremezsiniz.

Doğu’da Rusya’yla savaşın çatışmalar halinde devam etmesi ekonomiyi kötü hale getirmiş. Özellikle Batı’dan Doğu’ya gittikçe fark daha da belirginleşiyor. Yollar bir hayli bozuk, araçlar ve evler eski, kimi gıda ürünleri de iki günde bir zamlanıyor. Şimdi burada ‘abi adamlar yaşıyo ya’ efsanesini de çürütmüş olalım.

Lviv'den Sumy'ye dönen trenden uyuyan bir ben=) Yataklı vagonlarda kompartıman halinde kadın-erkek karışık kalınıyor, yolculuk 16 saat sürüyor.

Tıpkı geçmiş zaman illüzyonu gibi – geçmiş yaşantıların hatırladıkça olduğundan daha güzel gelmesi – bizim dışımızda olan şeylerde de aynı illüzyonun geçerli olduğunu düşünüyorum. Bu illüzyon bana göre iki uçlu gerçekleşiyor. Bir yanda az önce yazdığım ‘abi adamlar yaşıyo ya’ efsanesi, bir yanda da ‘abi adamlar bitmiş ya’ efsanesi. Genelleme yapmak istemememin bir sebebi de bu yargıların tuzağına düşmek istememem. Sözgelimi ders çalışabileceğim kafelerin bolluğu iyi  bir şey, öte yandan o çok sevdiğim kırmızı biberin kilosunun 90 Grivna’dan 105 Grivna’yı görmesi damak zevkim için hiç hoş bir şey değil. Aynı durumu insanların mesafeli oluşunu değerlendirerek de irdeleyebiliriz. Kişisel özgürlüğünüze karışmıyorlar bu harika, ama bir restaurantta kaliteli hizmet ve güleryüz  göremezseniz de garipsemeyecekseniz.

Sumy'de aynı zamanda üniversite bulunması cafe,pub gibi gençlere hitap edecek mekanların sayısını arttırmış.

Ben AGH’nin misyonunun yaşam deneyimi olmasının yanı sıra aynı zamanda kalıp yargıları ve mitleri de çürütmek olduğunu düşünüyorum. Turla gezdiğinizde her şey güzeldir, görülmesi gereken yerler,  tadılacak yiyecekler, alınacak hediyelikler bellidir. Ama orada yaşamak, tur otobüsünün camından seyretmekle aynı şey değildir. Tıpkı bir insan hayatı gibi, iyisi de kötüsü de mevcuttur ve zamanı geldiğinde deneyimlenecektir. En gelişmiş ülkede bile o kültüre adapte olmanız gerekecektir, bu da ekstra çaba ve açık bir zihin gerektirir. Benim AGH serüvenimdeki birincil amacım da buydu. İstanbul’daki sıcak odamın konforundan çıkmak ve İngilizce bilmemin bile bana pek faydası olamayacağı bir ülkede yaşamaya çalışmak, o ülkenin insanlarını, kültürünü anlamaya çalışmak ve bir yandan da bütçemi ayarlayıp ev geçindirmek.  Tüm bunların bana katacağı vizyon ve öğrenme serüveni için çıktım bu yola. İki hafta sonra projemi tamamlayıp geri dönüyorum. Bir yanım ‘böyle de iyiydi’ diyor, ama konfor alanını tümüyle terk eden yanım ise ‘artık önümüzdeki maceralara bakalım’ diyor. Çünkü hayat da tıpkı AGH gibi dolu dolu yaşanması gereken bir serüven. İleriye doğru yaşandığı takdirde, her yeni adımda kendinizin de yeni bir versiyonuyla tanışacağınız bir macera…

Pınar Solakarı

About Author

My name is Yüksel Pınar Solakarı. I have a psychology degree and I am an EVS volunteer in Center for Euroinitiatives,Ukraine.

2 Comments for this blog

  • Baktash Haddad
    Baktash Haddad

    03-02-2018 12:08:50

    My name is Baktash Haddad. I am an EVS volunteer in Center for Euroinitiatives,Ukraine.

  • Annie Joe
    Annie Joe

    07-05-2018 07:43:06

    HOW I BECAME A VICTOR AFTER SO MANY FAILED ATTEMPT OF GETTING A LOAN. I feel so blessed and fulfilled. I've been reluctant in applying for a loan i heard about online because everything seems too good to be true, but i was convinced & shocked when my friend at my place of work got a loan from Progresive Loan INC. & we both confirmed it and i also went ahead to apply, today am a proud owner of my company and making money for my family and a happy mom. Well i'm Annie Joe by name from Pauls Valley, Oklahoma. As a single mom with three kids it was hard to get a job that could take care of me and my kids and I had so much bills to pay and to make it worst I had bad credit so i couldn't obtain a loan from any bank. I had an ideal to start a business as an hair stylist but had no capital to start, Tried all type of banks but didn't work out until I was referred by my co-worker to a godsent lender advertising to give a loan at 2% interest rate. I sent them a mail using their official email address (progresiveloan@yahoo.com) and I got a reply immediately and my loan was approved, and I was directed to the Bank site where I withdrawed my loan directly to my account. To cut the story short am proud of my hair stylist company and promise to testify to the world how my life was transformed.. If you are in need of any kind of loan, i advise you contact Progresive Loan INC and be financially lifted Email: progresiveloan@yahoo.com OR Call/Text +1(603) 786-7565

You need to sign in to reply this blog. If you are not a member, please sign up first.