İngiltere'de "Freedom of Expression" Eğitim Kursu

İngiltere'de

Herkese merhaba! Yazıya başlamadan önce anlatacaklarımı tam olarak ifade edebilmek için kelimelerin yetersiz kalabileceğini belirtmek isterim. Bu deneyimi tecrübe etmenizi diliyorum; bu nedenle Leicester – İngiltere’deki ‘Freedom of Expression’ projesinde neler yaşadığımı, neler öğrendiğimi ve neler gözlemlediğimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım! Hazır mıyız? Öyleyse Londra’dan başlayalım.

Öncelikle Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Gidiş terminaline giderken ilk kez yurtdışına çıkacağım için ne kadar heyecanlı olduğumu anımsıyorum… Uzun zamandır hayalim/hedefim olan yurtdışına çıkmak nihayet gerçek oluyordu! Şimdi düşünüyorum da eskiden gözümde büyüttüğüm kadar büyük bir şey değilmiş… Meğer bir sabah Beylikdüzü’nde uyanıp birkaç saat sonra Londra sokaklarında olmak ne kadar kolaymış…

Uçak kalktı ve birkaç saat sonra Londra semalarında inişe geçti. Uçak penceresinden dışarıya baktığımda ilk olarak İstanbul’daki o kalabalık şehir siluetinden farklı olarak yemyeşil tarlalar, ağaçlar gözüme çarptı. Zaten Londra’nın en güzel yanlarından birisi de uçsuz bucaksız parkları, yeşillikleri olsa gerek. Havaalanı’nda bizi ilk karşılayan şey kraliçenin gençliği ve şimdiki halinin kolaj resimleri oldu. Ardından o meşhur sahneye, pasaport memurunun ‘What’s your purpose of visit?’ sorusuna geldi sıra. Proje davetiye mektuplarını ve rezervasyon kağıtlarını uzatarak projeden bahsettim. Benim şansıma pasaport memuru biraz titiz birisiydi ve birkaç soru fazla sorarak biraz heyecanımı arttırmaktan geri kalmadı. Sonunda mührü pasaportuma basmasıyla İngiltere’ye girişim kesinleşmiş oldu! Projeye katılacak Türkiye kafilesindeki arkadaşlarla birlikte Gatwick Havaalanı’ndan Londra Victoria Station’a giden otobüse bindik ve Londra’ya doğru yola çıktık. Tabii ki ilk dikkatimi çeken şeylerden birisi tersten akan trafik oldu!


İstasyona vardığımızda ilk işimiz Oyster Card çıkarmaktı. Oyster card Londra’da metroya binmek için kullanılan bizdeki akbil gibi bir toplu taşıma bilet sistemi. Proje başlamadan önce bize verilen 2.5 günlük serbest zamanda diğer Türk katılımcı arkadaşlarımla Londra’yı gezdik. Hava, filmlerde gördüğümüz tipik Londra havasından farksız değildi. Soğuk ve kapalıydı, bu anlamda şans yüzümüze gülmemişti. Üstüne üstük durmadan kar yağdı. Fakat bu tabii ki bizim için bir engel değildi. Çantalarımızı ve eşyalarımızı hostele bıraktıktan sonra vakit kaybetmeden gezmeye koyulduk. Gitmeden önce turistik açıdan ilgi uyandıran birçok yeri gezme planı yapmıştım fakat her şey gerçeğe dönüşünce listemi tamamlamamın o kadar da kolay olmadığını gördüm. Londra gerçekten büyük bir şehir ve kısıtlı zamanda, keşfedilmesi gereken her yeri ziyaret etme şansımız yoktu. Yine de en önemli görülmesi gereken yerlerin çoğunu gezdik; London Eye, Westminster, Big Ben, Buckingham Sarayı, Trafalgar Square, Piccadily Circus, British Museum ve daha niceleri… Londra’daki ilk günümüz St. Patrick Günü’ne tesadüf etmişti. Şehrin her yanında yeşillere bürünmüş İrlandalılar en az bizim kadar soğuk hava ve kara aldırmayarak dans edip eğleniyorlardı. Haliyle geceyi, günün anlam ve önemine uygun olarak bir Irish Pub’da zaman geçirerek tamamladık.


Londra halkı hakkında genel gözlenimim çok fazla göçmen olması üzerine. Her milletten her renkten bir sürü insanın yaşadığı bir şehir. Haliyle tüm bu kültürlerin etkileşimde bulunduğu karmaşık bir yapıya sahip. Yemek kültürü de bundan aynı oranda etkilenmiş olacak ki her kültürün mutfağını bulmak mümkün. İnsanlara gelince; genellemek kesinlikle yanlış olur çünkü hem bize olabildiğince kibar davranıp yardım edenler vardı, hem de bir o kadar soğuk davranıp umursamayanlarla da yollarımız kesişti. Dünya’nın her yerinde yardımsever veya umursamaz insanların var olduğuna inanıyorum ve İngiltere de bu anlamda bir istisna teşkil etmiyor. Londra’da geçirdiğimiz rüya gibi 2.5 günden sonra, hevesle beklediğimiz projeye katılmak üzere Leicester’a doğru yola çıktık.

Leicester’a 3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile ulaştık. Proje organizasyonunun katılımcılar için ayarladığı otele vardığımızda lobide bizden önce gelen diğer ülkelerin katılımcılarıyla tanıştık.

Peki bahsettiğim projenin içeriği ne?
Katıldığım proje, Erasmus+ çatısı altında ‘No Hate Speech Movement’ etkinliğinin bir parçası olarak gerçekleştirilen ‘Freedom of Expression’ adlı training course idi. 8 ülkeden (Türkiye-İngiltere-Hırvatistan-Almanya-İtalya-Slovenya-Yunanistan-Litvanya) 3-4 kişilik gruplar halinde gençlik çalışanları ve gençlik liderlerinin ifade özgürlüğü hakkında bilinçlenmek, bilgi alışverişinde bulunmak üzere bir araya gelmesi sağlanmıştı. Amaç, nefret söylemine karşı yapılabilecek eylemler ve davranışların tartışılması ve kültürler arası önyargıların kırılarak ifade özgürlüğünün geliştirilmesi hususunda ortak bir zemin oluşturmaktı. Proje Leicester şehrinde yer alan DeMontford University – Innovation Centre’da, Global-Hands sivil toplum kuruluşunun ev sahipliğinde gerçekleşti. İstanbul Arel Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Merkezi de projenin Türkiye’deki ortağı olarak bizlerin gönderici kuruluşu olma sorumluluğunu üstlendi ve bizim projeye her konuda özenle hazırlanmamız noktasında titiz bir çalışma yürüttü.

Program boyunca farklı gruplara ayrılarak ifade özgürlüğü hakkında teoriler geliştirdik, ülkelerimizden nefret söylemi örneklerini paylaştık ve nefret söyleminin önüne nasıl geçilebileceği üzerine tartışmalar yürüttük. Her etkinlikte farklı kişilerle aynı grupta yer almamız, biz katılımcıların birbirimizle kaynaşmamızı sağladı. Program dışındaki sürelerde de tüm katılımcılar birlikte gezdik, oyunlar oynadık, şarkılar söyledik. Benzersiz bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca Erasmus+ ile tanışmam Avrupa genelindeki ESN(Erasmus Student Network) ağının Arel kolu olan ESN Arel’in bir üyesi olmamla gerçekleşti. Bir ESN üyesi olmam da orada tanıştığım Erasmus öğrencileriyle daha kolay kaynaşmamı sağladı.

Program dahilinde ifade özgürlüğünün önemine dair daha kapsamlı bir bilinç geliştirdim ve diğer ülkelerde ne gibi sorunlar olduğuna dair farkındalığım arttı. Bunun yanı sıra İngiltere’de kaldığım 11 gün boyunca İngilizce konuşma kabiliyetimin önemli ölçüde geliştiğini hissettim. Öyle ki, geri döndüğümde çevremden hep bu yönde güzel geri dönüşler aldım. Ayrıca 11 günlük süreç dahi oradaki yaşama alışmama yetti ve hayat boyu benimle kalacak çok güzel tecrübeler edindim!

Üstelik Londra’daki kişisel harcamalarımız hariç uçak biletleri, vize masrafları, proje boyunca Leicester’daki konaklamamız, yemeğimiz, otelden üniversiteye ulaşımımız ve hatta yurtdışı çıkış harcımız bile Erasmus+ Programının projeye sağladığı finansal desteklerden sağlandı! Erasmus+ benim hayatımda kalıcı bir iz bıraktı diyebilirim. Siz de kendinizi geliştirmek üzere Erasmus+ Programı kapsamındaki fırsatlar için başvurmaktan geri kalmayın!

Alican ERAYDIN - İstanbul Arel Üniversitesi Öğrencisi ve Gençlik Çalışmaları Merkezi yerel gönüllüsü

Istanbul Arel Üniversitesi - Gençlik Çalışmaları Merkezi

About Author

Istanbul Arel University provides support to young and adult people’s education process since 2010. We aim to update standards in line with the developing world and constantly follow the changes in the world.

Within the Erasmus+ Programme o

2 Comments for this blog

  • Annie Joe
    Annie Joe

    07-05-2018 07:32:23

    BÖYLECE BİR ZİYARET VERDİĞİMDEN SONRA BİR ZİYARET VERDİM. Kendimi çok kutsanmış ve yerine getirmiş hissediyorum. Çevrimiçi olarak duyduğum bir kredi başvurusunda isteksiz oldum çünkü her şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor, ama iş yerimde arkadaşım Progresive Loan INC'den bir kredi aldığında ikna oldum ve şok oldum. ve ayrıca başvurmaya devam ettim, bugün şirketimin gururlu bir sahibiyim ve ailem ve mutlu bir anne için para kazanıyorum. Ben de Pauls Valley, Oklahoma adında Annie Joe. Üç çocuklu bekar bir anne olarak, bana ve çocuklara bakabilecek bir iş bulmak zordu ve ödemek için çok faturalarım vardı ve kötü bir kredi aldım. banka. Bir saç stilisti olarak iş yapmaya başlamak için idealim vardı, ancak başlayacak sermayem yoktu, her tür bankadan işe başladım ama iş arkadaşım tarafından bir borç veren borç verene yönlendirilene kadar çalışmadım. % faiz oranı. Resmi e-posta adresini (progresiveloan@yahoo.com) kullanarak bir posta yolladım ve hemen bir cevap aldım ve kredim onaylandı ve krediyi doğrudan hesabıma çekdiğim Banka sitesine yönlendirildim. Kısa hikayeyi kesmek için saç stilist şirketimle gurur duyuyorum ve hayatımı nasıl dönüştürdüğümü dünyaya ifade edeceğime söz veriyorum .. Eğer herhangi bir krediye ihtiyacınız varsa, Progresive Loan INC ile iletişime geçmenizi ve mali olarak kaldırmanızı tavsiye ederim E-posta: progresiveloan@yahoo.com VEYA Çağrı / Metin +1 (603) 786-7565

  • Trevor Cohen
    Trevor Cohen

    20-05-2018 05:49:46

    NOW LIFE IS WORTH LIVING WITH THE HELP OF EDWARD JONES FINANCE Hello Every One, My Name is Trevor Cohen live in Texas and life is worth living comfortably for me and my family now. I really have never seen goodness shown to me this much in my life as i am a struggling Dad with three kids and i have been going through a serious problem as my son encountered a terrible accident last week, and the doctors states that he needs to undergo a delicate surgery for him to be able to walk again, and i could not afford the bill for his surgery then i went to the bank for a loan and they turn me down stating that credit score was bad, from there i run to my father and some of my freinds but they could not help, then when i was surfing through the net i came across a loan lender EDWARD JONES who provides loans at an affordable interest rate of 2% and i have been hearing about so many scams on the internet but at this time, in my desperate situation i had no choice than to give it a try and surprisingly it was all like a dream, i received a loan of $85,000.00 and i payed for my son surgery and thank GOD today he is okay and can walk. I could in turn start something profitable with the remaining amount and i said to my self that i will shout loud to the world of the wonders of GOD to me through this GOD fearing lender EDWARD JONES and i will advise anyone in genuine and serious need of loan to contact this GOD fearing Company via: Jonesloanfinance@yahoo.com ..,,

You need to sign in to reply this blog. If you are not a member, please sign up first.