Göz Açıp Kapayamadan Geçen İlk 6 Ay

Göz Açıp Kapayamadan Geçen İlk 6 Ay

Yanarim yanarim da akarken durduramadığım zamana yanarim. Ya da bitse de gitsek, ömrümü yedi şu beleş iscilik yani Avrupa Gönüllü Hizmeti diye de düşünebilirsiniz. Her ne kadar ikinci ruh haline ara sıra kapılsam da başlıktan da anlayacağınız üzere geçen ilk 6 ay a şimdiler de cok yanıyorum. Geçen zamanı daha iyi değerlendirebilmek her zaman mümkün ama benim durumum, ilk zamanlarda geçmek bilmeyen zamanı daha sonraları dondurmak istesen de parmaklarının arasından akıp gidişini acı acı izlemek, en azından bunun farkına varmakla ilgili.

Zaten size kalmış bu durum. AGH boyunca zamanınızı nasıl geçirdiğinizle, geçirdiğiniz zamanı nasıl anlamlandırdığınızla, bakış acınızla, projeye başlamadan önce ki önyargılarınızla gibi çokça sayılabılecek etken var. İlk aylarınız bu gibi algılar temelli sekillenirken zihninizde, izleyen aylar şöyle bir durup düşünüyorsunuz ister istemez. Hayda, ben ne yapiyorum? Ne yaptim? Nasıl geçti zaman? Ya biterse..

Kısacası tembelliği bırakıp harcadığınız zamanın ne kadar değerli olduğuna kafa yorup anlamaya calışırsanız proje boyunca sahip olduğunuz imkanın ne denli uçsuz bucaksız olduğunu anlayacaksınızdır. Bunu anladığınız vakit iş işten geçmemişse şanşlısınız. Eğer geçmişse, geçen her güne sudan ucuz içeceklerle ağıtlar yakmaya başlayabilirsiniz..

Her iki ay da bir yeniden aydınlanıyorsunuz diyebilirim. Ne kadar öngörülü olursanız olun proje boyunca öngöremediğiniz o kadar cok yeni tecrübe edeneceksiniz ki tadından yenmez. Ama bir o kadar da zırlayacaksınzda. Anlık, günlük, aylık, rutine binmiş sorunlar sıkintılar yasayacaksınız. Çözmekte, onlara alışıp kabullenmekte sizin elinizde. Yani AGH’de ne yaşıyorsanız bunu siz kendiniz belirleyip ve sekillendirme özgürlüğüne sahipsiniz, gerisi AGH hayatının sürprizleri ve şansınızla doğru orantılı olarak açıklanabilir. Karşılaştığınız sorunları çözüp keyifli geçen zamanlarınıza ekledikçe tadından yenmez bir hal almaya baslıyor bu deneyim. Bunun farkına vardıkça da iyice akışkan bir hal alıyorsunuz, yeriniz de duramaz oluyorsunuz. Ya da zaten projeye bir başlayayım da taş üzerinde de uyurum gerisi umrumda değil kafasindaysanız ve bunu da gerçekten yapabiliyorsanız, aldığınız hazza ekstra bir boyut atlatma şansınız var tabi. Ben şahsen o noktalara ulaşmis şanslilardan hissediyorum kendimi.

Ben 1 yıllık uzun dönem bir proje için Macaristandayım. Macar kültürü ve dezavantajlı çocuklarla ilgili bir projede çalışıyorum. Öyle bir yerdeyim ki orman, doğa, göl, plaj, yerel insanlar, kültür içerisinde yaşarken bir yandan da canım istediğinde Budapeşteye 40 dakika içerisinde ulaşabiliyorum. Sonuçta büyük şehirlerde AGH deneyimi önemli ama ben iki alternatife de sahip olduğumu düşünüyorum.

Buraya gelirken herkesin telaşını yaşadığı araştırma, motivasyon mektubu ve özgeçmiş, başvuru, kabul alma ve vize/oturum süreçlerinden gereğinden fazla telaşla ben de geçtim. Öncelikle internet üzerinde bütün süreci tam anlamıyla anlayabileceğiniz sayısız kaynak mevcut. İlgili yönetmelikleri ve gerekli şartları içeren klasik metinleri okuduktan sonra nasıl bir ülke, şehir ve projede çalışmak istediğinize karar vermek önemli. Benim yanıtlarım şuan ki düşüncemle hiç İngilizce bilmediğinizi varsaysak bile İngilizce dışında öğrenmek istediğiniz yeni bir dile göre ülke belirlemek, o ülkenin mümkünse büyük şehirlerine yönelmek ve deneyimlerinizden ziyade ilgi alanınıza ve kendinizi geliştirmek istediğiniz yeni bir alana göre severek çalışacağınız ve kendinizle birlikte projenizi de geliştirebileceğiniz bir proje konusu seçmek olacaktır. Tüm bu kombinasyonları sağlayabildiğiniz zaman herşey çok daha güzel olacaktır. İngilizce bilmesenizde ilk bir kaç ay sonrasında iletişim açısından sorun yaşamayacaksınızdır. Sonrasın da bulunduğunuz ülkenin dilini alacağınız dil kursu aracılığıyla öğrenirken İngilizceniz de emin olun çok gelişecektir.

Bütün bu süreç boyunca yanıtsız sorularınız, geçikmeler, davet mektubu, faaliyet anlaşması ve içeriği, vize belgeleri, konsolosluk randevusu, vize sonucu, uçak biletleri, oturum başvurusu, uçak ve vize masraflarının belgelenmesi ve geri alınması kendi türeteceğiniz diğer sorular ve artarak devam eden stres yaşacaksınızdır. Bütün bu süreçleri  gereğinden fazla sorun etmeden, yapmanız gerekenleri yapıp işi zamana bırakmalısınız. İşlemlerin tek taraflı olmadığının farkına varınca en az sizin kadar işlerin yetişmesini düşünen başkalarının da olduğunu anlayacaksınızdır. Tabi ister istemez benimde stresli atlattığım bu süreçte en önemli destekçiniz ülkeden ayrılmadan ve ayrıldıktan sonraki ilk aşamalarda da gönderen kuruluşunuz olacaktır. Eğer bu kuruluş bir de Gençlik Çalışmaları Derneği ise ilk aşamalarda stresinize stres kattığını düşünebilirsiniz ancak isler yoluna girmeye başladığında kesinlikle göreceksiniz ki ne kadar rahat davranıyorlar diye düşündüğünüz gönderen kuruluşunuzun rahatlığı meğer işleri tamamiyle bildiğinden ileri gelmekte. Sizden kaynaklanan rahatlık hissindeki gecikme de bu sebeple geçte olsa tam verimle yine size ulaşacaktır. Bu anlamda gönderici kuruluşum olan Gençlik Çalışmaları Derneği’ne ve Mehmet Çetinkaya’ya ilgisinden ötürü ve yapmanız gerekenin ötesine geçmeden öz ve net bilgiyle desteklerini esirgemedikleri için özellikle teşekkür ederim.

Beraber çalışacağınız dernek çalışanları ve gönüllülerle, varış sonrası ve ara dönem eğitimlerinde tanışacağınız diğer gönüllülerle ve yaşadığınız şehirde yeni bir çevre edineceksiniz.Yeni bir kültürü ve hayatı tanımaya başlayacaksınız. Bunun tadını çıkarın, fırsatları değerlendirin. Çalışma saatlerinizi, haftalık ve aylık izinlerinizi takip edin. Yaşadığınız her sorunda mentörünüz ve dernek yöneticinizle iletişime geçin, paylaşın. Herhangi bir konuda hakkınızın yendiğini düşünüyorsanız sonuna kadar bunun peşine düşün, hakkınızı arayın. Bu tarz kazanımlar ayrıca keyifli olacaktır.

Şimdiden ikinci 6 ayımın içinde bitmek bilmeyen yeni deneyim ve heyecanları yaşarken her soluklandığımda da geçen zamana hasret ve bir yandan da yeni geleceğe özlemle bir of çekiyorum. Bitmesini istemediğiniz bu sürecin sonuna yaklaşırken bir yandan hüzünlenip, diğer yandan da bu sonun aynı anda yeni başlangıçları beraberinde getirecek olması size umut aşılıyor. Unutmayın umut önemli ve umutsuz yaşamak zor.

Tekrar görüşmek üzere.

Mehmet Can Tan

About Author

0 Comments for this blog

You need to sign in to reply this blog. If you are not a member, please sign up first.