Başka bir ülkede neredeyse bedavaya İngilizce pratiği yapmak

Başka bir ülkede neredeyse bedavaya İngilizce pratiği yapmak

Düşünsenize bugün kalkıyorsunuz, başka bir ülkeye gidiyorsunuz (hangi ülke olduğu önemsiz) ve sadece İngilizce konuşarak dil pratiğinizi arttırıyorsunuz. Kulağa fena gelmiyor değil mi? Peki bu iş düşündüğünüz kadar zor mu acaba? Çünkü başlığı okuduğunuz zaman beyninizin size "yok artık, olur mu ya öyle bir şey?" sinyallerini yolladığını biliyorum fakat bu dediğimi gerçekleştirmeniz düşündüğünüzden çok daha kolay. Sadece birazcık cesarete ve kendinizi bir iki hafta ya da daha fazlası için aç kalmamanızı sağlayacak bir miktar paraya ihtiyacınız var.

Croatia, 2013

Hayatınızın büyük fırsatları hiç bir zaman durup dururken karşınıza çıkmaz, sizin onların peşinden koşmanız ya da doğru noktada onu beklemeniz gerekir. Ufak bir anket yapacak olsak, genel olarak üniversite öğrencilerinin konuşabilecek kadar İngilizce'ye sahip olmadığını düşündüğünü, söylemek pek zor olmaz. Peki bu doğru mu? 17 yaşında İngilizce'si "hello, how are you?, so so." seviyesinde iken kalkıp Letonya'ya gitmiş bir birey olarak, bunun büyük bir yalan olduğunu söyleyebilirim. Hayatımın son 3 yılını farklı ülkeleri gezerek, adını bile bilmediğim ülkelerden dostuklar edinerek değerlendirdim. Bugün her hangi bir başarılı iş adamına kalkıp "İş hayatına atıldığımız zaman, en çok neye ihtiyacımız olacak?" diye sorsak, İngilizce'dir cevabını vermesi çok düşük bir ihtimal değil her halde. Fakat bu İngilizce'yi nasıl öğreneceğimizin cevabını aramaya kalkarsak, Google'da 37.000'den fazla sonuçla karşılacağız. Bu sonuçlardan her hangi bir tanesini seçerek kendinize göre kolay ya da zor yoldan bu dili öğrenebilirsiniz. Ancak yöntem fark etmeksizin bir yerden sonra pratiğin mecbur olduğunu görecek ve bunu nasıl sağlayacağınızı düşünmeye başlayacaksınız. Ben İstanbul'da iken çevremdeki insanlar Sultanahmet'e git orası turist kaynıyor, orada geliştirirsin işte İngilizce'ni gibi bir çok basit önerilerde bulunuyorlardı. Bu aşamadan mutlaka geçmek gerekiyor, fakat Sultanahmet'te en çok konuşabileceğiniz konu ilgili kişinin ülkesindeki sizin desteklediğiniz fubol takımından ileri gidemiyor ve doğal olarak yetersiz kalıyor. Benim tavsiyem ise biraz daha cesaretli olup, haritadan bir ülke seçip orada kendi İngilizce'nizi geliştirebileceğiniz üzerine olacak.

"Güney Kore'den Sung'la Kore Savaşı'nı, Avusturalya'dan Tom'la Anzak Günü'nü..."

1 aydan fazla süredir Sırbistan'da bir hostelde gönüllü olarak çalışıyorum. Çalışıyorum dediysem, hostelin fotoğraflarını çekip Instagram ve Facebook hesaplarında paylaşıyorum bütün sorumluluğum bu. Şimdiye kadar buraya Güney Kore, Avusturya, Avustralya, Portekiz, Amerika, İtalya, Fransa ve daha bir çok ülkeden misafirler geldi son 1 ayda. Avusturalyalı arkadaşları bir kenara koyarsak (kendilerinin aksanını anlamak gerçekten çok zor) hiç kimse ile anlaşma konusunda sıkıntı çekmedim aksine hepsi ile derinlemesine muhabbet ettim. Mesela Avusturalyalılar ile Anzak gününü tartıştım, Güney Kore'den 150cc'lik bir motosiklet ile gelen Sung'la ülkemizin Kore savaşına yolladığı askerleri andık. Şimdiye kadar lise son sınıfa kadar bütün İngilizce derslerini asmış, liseden sonra kendi imkanlarıyla İngilizce öğrenmiş olan benim için, verdiğim örnekler gerçekten motive edici örnekler. Gelelim bunu nasıl çok az para harcayarak yaptığıma. Bunun için öncelikli olarak Avrupa Birliği tarafından fonlanan gençlik değişim programlarına katılım sağlıyorum, bu değişim programlarında istisnalar dışında yaşam ve ulaşım masraflarınızın tamamı karşılanır, detaylı bilgi için ua.gov.tr'ye bir göz atabilirsiniz. Fakat bu programlara katılmak istediğiniz zaman gündelik bir işiniz varsa eğer işiniz oldukça zor oluyor. Çünkü patronunuzdan izin isteyip 1-2 hafta hiç ofise uğramamanız gerekiyor. Eğer spesifik olarak bu konu üzerine çalışmıyorsanız oldukça zor. Benim son 1 aydır yaptığım ise günlük hayatınıza ve sorunlarınıza bir süre ara verip, hem İngilizce'nizi hem iletişim becerilerinizi arttırmaya yönelik. Öncelikle böyle bir işe kalkışacaksanız tek başınıza bir serüvene atılacağınızı bilmelisiniz. Bu durumun olumlu ve olumsuz yanları olacaktır fakat sonuç olarak kendi gelişiminize inanılmaz derecede büyük bir katkı sağlayacaktır.

"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol..."

İtalya'dan Daniele, Ermenistan'dan Tom, Filipinler'den Pascal ile çalıştığımız hostelin duvarlarını boyarken.

Gelelim bu kadar ön bilgiden sonra nereden başlayacağımıza. Dünya üzerinde aşağı yukarı her ülke için gönüllü işler bulabileceğiniz bir kaç adet web sitesi var, bu siteler üzerinden kendi yeteneklerinize ve çalışma şartlarınıza göre farklı işler bulabilirsiniz. Gayet makul ücretlere üyelikler alıp, gönüllü olarak gitmek istediğiniz ülkedeki ev sahibi kuruluşlara yazarak işe başlamanız gerekiyor. Her birinin kendi sitesinden güncel fiyat listesini bulabilirsiniz, ben üyeliğim olan WorkAway.info üzerinden ilerleyeceğim. Tek kişilik üyelik alacaksanız 1 yıllık üyelik için 23€ ödemeniz gerekiyor, HelpX.net üzerinden 2 yıllık üyeliği 20€'ya alabilirsiniz fakat WorkAway bana daha kurumsal geldiği ve istediğim hosteli WorkAway üzerinde bulduğum için benim tercihim WorkAway oldu. İki site üzerinden de üyelik almadan gönüllülere ev sahibi yapan üyelerin listelerine ulaşabilir, gerekli değerlendirmeleri kendiniz yapabilirsiniz. Üyeliğimizi aldıktan sonra ilk iş olarak profilinizi doldurmanız gerekiyor, girdiğiniz bilgilerin gerçek bilgiler olması daha sonra sıkıntı çekmemeniz açısından sağlıklı olabilir. Mesela siz profilinizi doldururken "profesyonel resim çizme becerisi" diye bir madde eklersiniz daha sonra sizi misafir eden ev sahibi bununla alakalı beklentiye girer, gönüllülüğe başladığınız zaman bununla alakalı bir iş talep edilir ve yapamazsanız WorkAway profiliniz iptal edilip gönüllülük çalışmalarınıza son verilebilir. Ben kendi profilime, profesyonel becerilerimi yazdım, kendi sınırlarım çerçevesinde yapabileceklerimi yazdım ve başladım ilgili kurumlara sistem üzerinden mail atmaya. Profilinizi başarılı bir şekilde oluşturursanız, alacağınız geri dönüşlerde o kadar olumlu olur doğal olarak. Mesela çevremdeki insanlar bana en çok bu konuda "kendimizi nasıl tanıtalım?", "ne yazsak buraya bizi kabul ederler acaba?" gibi sorular soruyorlar. Genel olarak verdiğim cevap ise kendileri olmaları gerekliliği. Kısa ve öz şekilde kendilerini anlatmaları. Mesela benim profilimde toplam 2 adet paragraf ve diğer sosyal medya hesaplarıma yönlendiren linkler var. 1. paragrafta sinema okuduğumu, hobi olarak resimle ilgilendiğimi ve genel olarak sanatsal işler üzerinden hayatımı sürdürdüğümü belirtmiştim. Geldiğim hostel de şimdiye kadar bir adet kısa video hazırladım, günlük olarak fotoğraf çekimleri yaptım ve hostelin duvarına bir tane portre resim çizdim. Normalde bütün gönüllü çalışanlar burada resepsiyon işi yaparken ben sadece hostelin sosyal medya hesaplarını kontrol ederek burada konaklama hakkı elde ediyorum. Bu da bana diğer gönüllülerden daha rahat bir hareket alanı oluşturuyor. Mesela sabahları erken kalmak ya da akşamları saat 12'ye kadar resepsiyonda oturma gibi bir zorunluluğum yok. İşlerimi istediğim her yerden yapabiliyorum.  Yani diyeceğim o ki profilinizi oluştururken kendi kişisel yeteneklerinizi ortaya koyarsanız, gönüllü olarak çalışırken bu işten o kadar çok keyif alırsınız ve kendinizi geliştirme fırsatı bulursunuz. Çalıştığınız süre boyunca anlaşmanıza göre konaklama + yemek ya da sadece konaklama şeklinde masraflarınızı karşılatabilirsiniz. Genel de hosteller sadece konaklama bazen de kahvaltınızı karşılarlar. Bütün masraflarınızın ev sahibi tarafından karşılanmasını istiyorsanız eko köylere ya da çiftliklere gidebilirsiniz fakat çalışma koşulları daha ağır olabilir. Ve hosteller kadar fazla İngilizce'ye mağruz kalamayabilirsiniz.

Eğer ev sahibi kuruluşunuz yemek masraflarınızı karşılamıyorsa kendi yemeğinizi pişirmeniz masraflarınızı bir çok ülke için harcadığınız parayı 3'te 1 oranında azaltacaktır. Ben Sırbistan'da olduğum için burası hakkında konuşacak olursam, haftalık 50-60 liralık bir yemek masrafıyla çok rahat geçinebiliyorum. Buraya ilk geldiğimde sürekli dışarıdan yiyor ve inanılmaz bir şekilde fazla para harcıyordum fakat şuan ortalama 15€ ya bir hafta boyunca günde 3 öğün yemek yiyebiliyorum.  Dışarıdan yiyecek olursanız Belgrad için bu masraf günlük olarak minimum 7-8€ civarında olacaktır. Her haftanın ilk günü markete gidip haftalık sebze, hazır çorba, makarna, yumurta gibi yiyeceklerin stoğu yapıp bir hafta boyunca onları yiyorum. Belgrad ufak bir şehir olduğu (İstanbul'dan sonra, gerçekten ufak geliyor) ve bütün hareketlilik merkezde olduğu için genelde ulaşımımı yürüyerek yapıyor ve ulaşıma sadece uzağa gideceksem para ödüyorum. Yani anlayacağınız aylık 250 - 300 lira gibi bir ortalama ile hayatta kalabiliyorum. Bunun üstünde yaptığım her harcama keyfi olacağından dolayı yaşam masrafları listeme ekleme gereği duymuyorum. Gideceğiniz her hangi bir ülkede yapacağınız yiyecek masrafı ülkenin durumuna göre değişecektir fakat Sırbistan ortalama olarak olarak kabul edilebileceğimiz bir ülke. Yani gönüllü olarak Ukrayna'ya giderseniz yüksek ihtimal bundan biraz daha az, Almanya'ya giderseniz biraz daha fazla ödeyeceksinizdir. Gitmek istediğiniz ülkeyi seçmeden önce ekonomisi hakkında araştırma yapmanız faydanıza olacaktır.

Gelmek istediğim nokta bütün bu süreçleri İngilizce üzerinden yüreteceğiniz, markete gittiğinizde sizin dilinizi bilmeyen kasiyerle ortak bir dil üzerinden iletişime geçeceğiniz, hostele gelen her bir bireyle iletişme geçmek için ortak bir dile ihtiyaç duyacağınız için uyanık olduğunuz süre boyunca dil pratiği yapmış olacaksınız. Ve bunu yaparken konuştuğunuz kişiler Rusya, Çin, Meksika, Tunus ya da adını bile bilmediğiniz bir ülkeden olacağı için geniş bir aksan yelpazesine sahip olacaksınız. Bunun yanında biraz çalışarak İngilizce'nin yanına yerel bir dil de ekleyip bu maceranızın heyecanını ikiye katlayabilirsiniz.

Aklınıza takılanlar ve merak ettikleriniz için aşağıdan yorum bırakabilirsiniz. Seyahat anılarımı paylaştığım Instagram hesabımı takip ederekte her türlü bilgiye anlık olarak ulaşabilirsiniz.

Kaynak: blog.aliarifsoydas.com

Ali Arif Soydaş

About Author

Ali Arif Soydaş

3 Comments for this blog

  • Ahmet Doğan
    Ahmet Doğan

    25-10-2016 12:07:01

    Aydınlatıcı bir makale, çok teşekkürler :)

  • Mücahit Uluç
    Mücahit Uluç

    26-10-2016 02:28:53

    Yazı güzel olmuş eline sağlık .

  • Batuhan Karabacak
    Batuhan Karabacak

    22-11-2016 12:06:58

    hayalim yurtdışına gitmek ve orada yaşamak. ama görülüyorki biraz cesaret istiyor.

You need to sign in to reply this blog. If you are not a member, please sign up first.